BOZKURTLARIN MEKANI

TÜRKLÜK BEDENİMİZ İSLAMİYET RUHUMUZDUR..RUHSUZ BEDEN CESET OLUR..!!
 
AnasayfaAnasayfa  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 UNUTMAK İHANETTİR

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
yusufiyeli



Mesaj Sayısı : 2
Kayıt tarihi : 10/08/09

MesajKonu: UNUTMAK İHANETTİR   Ptsi Ağus. 10, 2009 3:46 pm

ŞEHİDLER ÂBİDESİ İÇİN
Gök kubbenin altında yatar, al kan içinde,
Ey yolcu, şu topraklar için can veren erler.
Hakk’ın bu velî kulları taş türbeye girmez;
Gufrâna bürünmüş, yalınız Fâtiha bekler.

M.AKİF ERSOY



UNUTMAK İHANETTİR.

Bu söz aynı zamanda benle bütünleşmiş olan,
mana-i anlamı çok şey ifade eden bize biz olmayı
hatırlatan bir söz...
Bu başlıkta sizlerle dün den bugüne gelen çoğu şeyleri
resimlerin ifade edeceği bir buluşma yeri.
Burda Şehit, Gazi ve Bedel ödeyenleri bulacaksınız..
Burada ecdadını öğrenecek ve yad eceksin..

Sizlerden ricamız Bulunduğunuz yerdeki ecdat kabirlerini,
şehitleri ziyaret ediniz ve bu başlıkta onların son hali
ile kabir resimlerini bizimle burda paylaşmanızdır.
Bu dünden bugüne ve yarına sizlere kalacak bir mirastır.




Onlar Gök kubbe altında gelinlik giymiş yiğitler.



RUHİ KILIÇKIRAN
Ülkücü Hareket'in İlk Şehidi; 4 Ocak 1968
Ruhi Kılıçkıran, 1946 yılında Adana'nın Osmaniye İlçesinin Rızaiye Mahallesi'nde doğdu. Ankara İlahiyat Fakültesi'nde eğitim görüyordu. 22 yaşında iken Ankara Site Yurdu'nun kantininde iftardan hemen sonra sırtından kahpece vurularak şehit edildi.


Ruhi Kılıçkıran ve başında öz yeğeni…

Ülküdaşım Ruhi Kılıçkıran'ın aziz ruhuna-

Kıbleli bir rüzgârla gelip doldun içime
Yeşillerin en güzeline pervaneydi ellerin.
Bir şeyler getirsin o diyen pırıl pırıl sabahlar
Tuttun da gecelere uzandın sessiz.
Şimdi hilâllerde, yıldızlarda ellerin.
Kılıçlar bilendi ak düşüncelere asırlar boyu
Mânânın düşmanı hâlâ çaresiz
Bir cemresin şehidim, toprağıma düştün.
Gözleri dolu bulutların, bulutlar boşalacak
Yağmurlarda, berekette ellerin.


Dilaver Cebeci


22 yaşındaydı Ruhi, Ankara İlahiyat Fakültesi 2. sınıfta okuyordu. Yetimdi Ruhi, fakirdi ve ağabeyi Hüseyin' in gönderebildiği 3-5 kuruş ile okumaya çalışıyordu.
Bir Ramazan akşamı orucunu açar ve o haz ile duasını ederken kantinde bulunan ve mukaddes değerlere açıkça ithamda bulunan bir topluluk Ruhi' ye sözlü sataşmalarda bulunurlar.
Ruhi onlara yanındaki boş bir sandalyeyi göstererek, oturmalarını söyler ve böyle konuşmaya devam etmelerini teklif eder. Fikirde, İslama ve Türklüğe tam anlamıyla vakif olan Ruhi, onların her söylediğini akla ve mantığa uygun olarak cevaplandırır, fikirlerini çürütür.
Ruhi' yi böyle alt edemeyeceklerini görenler kalkıp giderler ve içlerinden biri geri döner bir süre sonra ve

...tak..tak...tak evet vururlar Ruhi' yi.Kızıl kahpe kurşunlar...
Turk-İslam Davası ilk şehidini vermiştir. Onları ölümle sindirebileceğini sananlar yanılacaktır...
Hadise bütün Müslümanların üzerine rahmet yağan bir Ramazan Gecesi olmuştur. Herkes insan olmak yönünden kendi nefis muhasebesini bizzat yapar o günlerde. İman cephesi; bir zincirin halkaları misali ayrılmaz olur, birlik ve beraberlik son haddini bulur. Tekleşen gönüller, ifadelerini, bükülen boyunlar ve açılan ellerde bulur. Gözler pınarlar misalidir.
Hemen hastaneye kaldırılmasına ve her türIü ihtimama rağmen kaderin tecellisine uyarak, 4 Ocak 1968 akşamı saat 20.00 sularında Hakk'ın rahmetine kavuşmuş, O yüksek mertebe olan Şehitler şerbetini içmiştir..
Ne seni nede diğer Şehitlerimizi unutacağız.
Unutmak İhanettir.





Şehit Ruhi Kılıçkıran 'ın öz iki yeğeni Kabir ziyareti yapıp
bu resimleride bizlerle paylaşmıştır.
Allah onlardan razı olsun.En son kabir resimleridir.
Yusufiyeli Cengiz Akyıldız




YUSUF İMAMOĞLU


Bulgaristan göçmeni bir ailenin çocuğuydu. Ailece Bursa'nın İnegöl kazasında oturuyor, İstanbul Edebiyat Fakültesi Coğrafya bölümü son sınıfta okuyordu.

Fakülteye sokulmayan Ülkücü Yüksek Öğretmen Okulu öğrencilerinin karnelerini imzalatmak üzere okuluna gittiğinde, Vural Yıldırımoğlu, Yusuf Kayabaşı, Ali Menekşe, Feridun Şakar ve Vahram Apik isimli komünistler öncülüğünü yaptığı silahlı grubun yaylım ateşine maruz kalarak ağır yaralandı.

Okulun dışında gruplar halinde toplanan komünist militanlar, ambulansı içeri sokmadıkları için hastahaneye zamanında götürülemeyerek kan kaybından şehit düştü. (8 Haziran 1970)


Şehit olduğu zaman cebinden 35 kuruş para çıkmış ve otopsi sırasında da üç gündür hiç bir şey yememiş olduğu tesbit edilmişti.


"Yusuf İmamoğlu Türk İslam davasının ne ilk, ne de son şehididir. Aziz şehidimiz Yusuf İmamoğlu'nun ve diğer şehitlerimizin hesabı bir gün sorulacaktır." Başbuğ Türkeş (8 haziran 1970 Marmara Öğrenci Lokali)
İstanbul Ülkü Ocaklar Birliği'nin önde gelen alperenlerinden olan İmamoğlu, yiğitliği, gözüpekliği, komandoluğuyla tanınmış ülkücü öğrenci Yusuf İmamoğlu, 8 Haziran 1970 günü komünistlerin işgali altında bulunan Edebiyat Fakültesi'nin koridorlarında silahlı kızıl bir çetenin saldırısı sonucu aldığı kurşun yaralarıyla şehit düşüyordu.
Şehit İmamoğlu'nun yapılan otopsi raporundan 24 saattir yemek yemediği açıklanıyordu. Cebinden ise 35 kuruş para çıkıyordu. O ne burjuva bir ailenin sosyetik çocuğu, ne de Amerikan ve yabancı kolejlerde okuyan batı kültürüyle yetişmiş fakirlik ve fukaralık edebiyatı yapan sosyalistlerin züppe çocuğuydu. O Bulgaristan'dan Türkiye'ye gelen yoksul bir ailenin evladıydı.
İmamoğlu'nun şehit düşmesini müteakiben binlerce ülkücü öğrenci İstanbul sokaklarında protesto gösterilerinde bulundu.
Yusuf İmamoğlu'nun şehid edildiği günün akşamı MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş Marmara öğrenci yurdunda bir konferans vermiş ve Yusuf İmamoğlu'nun şehadetine temasla; "Yusuf İmamoğlu Türk İslam davasının ne ilk, ne de son şehididir. Aziz şehidimiz Yusuf İmamoğlu'nun ve diğer şehitlerimizin hesabı bir gün sorulacaktır." demişti.
İki bini aşkın dinleyice hitap eden Türkeş'in konuşması sık sık "Kan... Kan... İntikam... İntikam..." sözleriyle kesilmiştir. Türkeş bu sözlere karşılık; "Komünistler milliyetçi bir gencimizi daha kahpece öldürdüler. O, Türk Milletinin edebiyete kadar intikal etmesi davasını savunan bir gençti. Davası uğrunda, vatan ve millet yolunda şehit oldu. Bizim innaçlarımıza göre, o, en yüksek mertebe olan şehitlik mertebesine ulaştı. Dün benim bir Yusuf'um vardı. Bu gün hepiniz Yusuf'umsunuz. O, bu din için millet için bu vatan için öldü. O'na kurşu sıkan ellere, ona fırsat veren kafalara lanet olsun." demişti.


Unutturacaklarmış benliğimizi,
Kundaklayacaklarmış kimliğimizi,
Yeniden göstermek için varlığımızı,
Haydi yiğit! Haydi yeni akına!
Ülkümüzün cihan varsın farkına!

Kur'an'a rehber diye sarıldık,
Eğilmedik, düştük öldük, kırıldık,
Ne yazık düşmanı dışta bilirdik,
Haydi yiğit! Haydi yeni akına!
Ülkümüzün cihan varsın farkına!

Elimizi Hak'tan yana açarak,
Zafer ışığını coşup saçarak,
Maziden atiye bir yol açarak,
Haydi yiğit! Haydi yeni akına!
Ülkümüzün cihan varsın farkına!

İmamoğlu getir bu aşkı dile,
Atıver kendini şu coşkun sele,
Kimbilir kaç yürek çarpar seninle,
Haydi yiğit! Haydi yeni akına!
Ülkümüzün cihan varsın farkına!

Yusuf İmamoğlu




Yusuf İmamoğlu nun Kabri Bursa Emirsultan Mezarlığı alt yol girişindedir…



Yusuf İmamoğlu







DEVAM EDECEK İNŞ..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
UNUTMAK İHANETTİR
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
BOZKURTLARIN MEKANI  :: Babadağ GençLiği :: Yüce Şehitlerimiz-
Buraya geçin: